Türkiye Futbol Federasyonu eski başkanı, İstanbul Sanayi Odası Ayakkabı ve Yan Sanayii alanında meclis üyesi Mehmet Büyükekşi, İSO meclis toplantısında açıklamalarda bulundu.
Büyükekşi şunları söyledi:
“Önemli olan yerli maliyetlerin düşük olması. Çünkü 2002-2011 arasındaki dönemde kur 1.30-1.60 TL arasında gezdi ama yatırımımızı 30 milyar dolarla, 130 milyar dolara çıkardı. Yani demek ki tek başına kur ihracatın artması için bir şey ifade etmedi.
Girdi maliyetlerimiz ve başta da işçilik maliyetlerimiz kendi maliyetlerimiz, içinde şirketlerin veya sektörlerin durumuna göre yükseldi. Mesela yüzde 8 işçilik maliyeti yüzde 10-15’e çıktı. Emek yoğun sektörlerde bu rakamlar, yüzde 20-30’dan yüzde 40-45’e yükseldi. O yüzden de rekabet gücümüzü maalesef kaybettik. Bu dönemde ne kadar az zarar ve kayıpla yolumuza devam etmemiz lazımsa onu yapmamız bir yandan giderlerimizi azaltmamız gerekiyor. Bir yandan da verimliliğimizi artırmamız gerekiyor. Orta ve orta üzerlerinde yol aldık ama yüksek teknolojide son 10-15 yıldan beri baktığımızda hep yıllık yüzde 3, 4, 5 arasında bir artış var.
Onun dışında bir artış olmuyor. O yüzden de yapmamız gereken şey, önce kendini şirketlerimizin varlığını koruyabilmek ve nakit akışı çok iyi yönetmemiz gerekiyor. Türk Hava Yolları en çok şunu söylüyor; ‘uçuş güvenliği’. Eğer uçuş güvenliği yoksa başka bir şey konuşmaya gerek yok. Şirketler için de ben, en önemli konu nakit akışı diyorum.
Küçük şirketler markalaşma ve kendilerini geliştirme konusunda yetersiz. Emek yoğun sektörlerin uygulaması gereken bir takım politikaları var. Bunu da İtalya ve Almanya’nın yapıyor. Dünyanın en büyük ikinci ayakkabı ihracatçısı İtalya’da üretim hemen hemen yok. Bütün mallarını Arnavutluk, Bulgaristan, Macaristan, Çek Cumhuriyeti, Çin’de üretiyorlar. Ve aynen aynısını yapıyorlar. Tüm dünyaya İtalyan ayakkabısı diye satıyorlar. Mobilyada da aynısı yapılıyor. Yani bizim de kendi teknolojimizi, bilgimizi, artık emek yoğun sektörlerde bu şekil kullanmamız lazım. Ayakkabı ve yan sanayii sektöründe 40 bin firma 12 bin firmaya düştüğü. Ama günlük 200-300 çift ayakkabı üretiyorlar.
Günde 10 bin – 20 bin çift üreten 2 bin firma olsa yeter. Bunların her biri kayıt dışı, haksız emek, verimsizlik demek. Türkiye’de marka üretmek çok zor. Küreselleşme konusunda özellikle Trump’ın gelişiyle birlikte büyük bir paradigma değişimi oldu. Eskiden ne deniliyordu? Dünya bir köy. Herkes ürettiği malı en ucuz nereden bulabiliyorsa oradan alsın, üretimden vazgeçsin. Halbuki şimdi, tersi bir durum söz konusu. O yüzden de bizim mümkün olduğu kadar önce kendi gemimizin yüzmesini sağlamamız lazım. Türkiye’nin dünyada en az 10 markası olması gerekiyor. Atatürk’ün ifade ettiği ölçek ekonomisine maalesef ulaşamadık.”
More Stories
Eski milletvekili ve oyuncu Berhan Şimşek, CHP Genel Başkanlığı’na aday oldu
Yalova’da uyuşturucu operasyonu: Zanlılar tutuklandı
Fenerbahçe Beko, Telekom’u devirdi